Cincopa video hosting solution for your website. Another great product from Cincopa Send Files.

Bir daha açmamak üzere toplu taşıma konusunu kapatıyorum. En azından kendi adımayapıyorum bunu.
Hedef konu karayolu toplu taşıma araçları.
İ.E.T.T, Ö.H.O,minibüsler ve sarı dolmuşlar. Aslında toplu taşıma demişken diğer taşıma araçlarının topuna değinmek gerekir di. Lastikli olanlarından en önmlilerini açalım şimdilik.
Birinin sloganı, diğerlerinin şoför ve muavinlerinin hali ahvallerinden dem vurarak ilerlemeye çalışacağım.
Slogana bakın. “Biz insan taşıyoruz”
Yolcu ne düşünmeli? Mesela; “Öyleyse biz de insan olduğumuza göre binebiliriz.” falan mı?
İ.E.T.T ne türlü bir önerme de bulunuyor olabilir?
Mesela; “Diğerleri ne taşıyor belli değil. Binerseniz binin, siz bilirsiniz ama neyle karşılaşırsınız onu biz bilemeyiz, garantisi yoktur…”

Bu sloganın altında yatan anlamlar aslında gerçek olaylara dayanarak kendini teyit ettirmektedir.
Şöyle ki; İ.E.T.T otobüslerinde bir saygınlık olduğunun farkına vardınız mı hiç?
Ya da bu otobüslerde ki olaysızlık hiç dikkatinizi çekti mi? Özellikle yeşil renkli ve körüklü olanlarındaki nezihlik. (Bazı semltler için geçerlidir.)
İnsanlar işlerine gider, işlerinden döner, çok sıkışık olsa da bir iniş ve biniş ahengi vardır. Yolcular herhangi bir hatırlatıcı yani muavin olmaksızın buna genellikle dikkat eder. Çünkü o araç bir devlet taşıtıdır. Hatta; yaşlılara, gazilere ve hamilelere yer vermek milli bir bilinç olarak çoktan yer etmiştir içimize.

Oysa diğer taşıtlarda buna şahit olmak güç bir durumdur. Her neyse.

Bir kamu aracı olmasından dolayı; şoförün inisiyatif kullanması durumları ise genelde siciline işlenecek bir hataya dönüşme ihtimalinden dolayı mıdır bilinmez şoför amca ya korkar, ya inisiyatif kullanmaz ya da kullanır fakat yumuşak bir tonda kullanılır. “İlerleyiniz” derken bile tırsaktır. Oysa korkmaması gerektiğini bilmez, çünkü sırtını devlete dayamıştır.

Yolculardaki durum ise genellikle şu şekildedir.

Otururlar, tutunarak giderler veya her ne şekilde duruyor olurlarsa olsunlar araç içinde bir düzen olduğu aşikârdır. Yılların köklü organizasyonunun bu konu üzerindeki etkisi de şüphesiz diğer bir gerçek. Kısmen İ.E.T.T ruhunu yolcular içlerine sindirmiştir ve bu da iyi birşeydir. En azından bence.

Gelelim özel halk otobüslerine.

Bu otobüsler adı üstünde halk otobüsü.

Halka ait özel bir sistem nasıl işler veya böyle bir sistem işler mi tartışalım hemen.

Yıllarca isminin başına “Özel” ibaresi konulan kurum ve kuruluşlardan uzak duran halkımız bu terimi içlerine sindiremiş olmaladından olsa gerek otobüslerde de bir hayli özel haller sergilemektedirler.

Söylemlerinde ki “Özel” ibaresine rağmen otobüs gayet halktan. Bir İ.E.T.T aracına göre geçiş sıklığı daha fazladır. Daha fazla yer dolanır, adeta şehri sarar. Hatları uzundur. İşletme maliyetinden edilen kamu karı özel işletmecilerle bölüşülür. Sorun yaratan bir özel mülkiyet mantığı vardır. Oysa özelleştirmeler bu mantık ile işlemez, hizmet kalitesi esastır ve müşteri veli nimetin en nimetlisidir.
Hani her özel işletilen şeyin daha etkin ve verimli olması planlanırdı? Nerede… Öyle umulurdu. Hani?

Fakat nedense Ö.H.O’lar İ.E.T.T’lere göre daha düzensiz, daha harcıalem ve daha plansızdır.
Güvenlik konusunda iniş-kalkışların daha kontrollü olmasını sağlayacak bir muavinlerinin olmasına rağmen bu güvenlik muavinin umursamazlığı yüzünden hiç işlememektedir. Gereksiz çok konuşan bir kişiden öteye gidemeyen bir muavin araç içinde herkesin tepkisine rağmen işi bildiği şeyi dur durak bilmeden devam ettirir. Şoför deseniz küçüklüğünde içinde kalan Formula 1 pilotluğu sevdasıyla tam gaz sol şeridi ihlal ederek kilometrelerce ilerlemekten geri kalmamaktadır. Frenler sert, manevralar keskindir. Yolcular stresli, gürültü fazladır.
Hani insan taşıyan bir kurumun marka bağlantısı ile özelleşen bir işletme mantığı?

Oysaki iki her iki otobüse de binen yolcular aynıdır.
Fakat İ.E.T.T şoförleri Ö.H.O şoförlerinden daha eğitimli ve kültür seviyeleri daha yüksek olduğu için o şoförler otobüslerin imajını bütününden değiştirir.

İ.E.T.T şoförlerinin iletişim kabiliyetleri daha kuvvetlidir. kısmen eğitimlidir veya eğitilmeye açıktır. Birinde hizmet olarak görülen yolcu taşıma, diğerinde ticari bir amaca bürünmektedir. Sollamalar ve sallamalar dolayısı Ö.H.O’larda fazlasıyla artmaktadır.
Kavgalar, patırtı-kütürtü de ortamdaki yerini gecikmeden alır. Biri bu işe bir dur derse ne güzel olur.
Zira olan güzel İstanbul’a olur.

Bu araçların toplum üzerindeki psikolojik etkisini bilen yetkililer tez elden bir el atmazsa yollarda heba olan İstanbullu yaşadığı tüm stres ve davranış bozukluğunu başka şeylerden çıkaracaktır.

Diğer bir konu minibüsler. Metrobüsler ile birlikte mevcut hatlarından da olan minibüsler ara sokaklarda şehrin yeni tehlikeleri. Ana caddelerin korna basanları ve ilerlemeden duraksayanları.
On dakikalık yolun yirmi dakikaya ulaşması normal şartlarda sıkıntı yaratırken minibüslerin insanlara yaşattığı zaman kaybının bir telaficisi olmalıdır. Her araç duraklarda daha az durmak, daha az vakit kaybettirmek üzerine konumlanırken neden minibüslerin gözü bu konuya açılmadı? Açsa güzel olurdu ama orada da bir minibüs kültürüdür aldı başını gidiyor. Kültür elçileri şoförler her durakta en az iki dakika durup gelen her yolcuya korna basarak hem ciddi bir vakit kaybına hem de gürültü kirliliğine neden oluyorlar. Dikkat edelim vakit ve nakit kaybetmeyelim. Bir de sağlığımızı tabi.
Şimdi akıllarda oluşan en alangirli soruya gelelim. Şehrin en optimal ulaşım aracı hangisi acaba?
Metrobüslerin pratik bir çözüm olarak hayatımıza girişiyle birlikte binlerce yolcunun sevindiğini tahmin etmek güç değil. Kendilerine ait yollara sahip olması ve trafiğe takılmadan yol alması güzel bir çözüm olmakla birlikte aksaklıklarıyla tartışılmazsa olmazlar arasında yerini kısa sürede almayı başardı.

Araçların doluluğu, yol sistemin ters yön mantığına göre işlemesi, aktarmalar, durmalar kalkmalar, yolda kalmalar, iş giriş ve çıkış saatlerindeki yoğunluklar Metrobüslerden beklenen şeyler değil. Tıkır tıkır işlese bir hata olsa o hata tüm sistemi sekteye uğratır bir mantık ile inşa edilmiş olduğu için çok hassas yönetilmesi gereken bir modeldir.

Şehirle özdeşleşen ulaşım araçları ve şekilleri bir vapurlar bir de İ.E.T.T otobüsleriydi bu kadar çok aracı hem yönetememek hem de kalabalığa neden olmak kanayan bir yara şekline dönüşecek diye düşünüyorum.
Şehrin birer ayrılmazı olan ve birer marka olarak görülebilecek bu araçları yönetmek ve hedef kitlelerini belirleyebilmek adına aşağıdaki tabloyu çıkardım. Faydalanan biri çıkar umarım. Bu işe kafa yoran bir yetkili büyük bir sevap işlemiş olacaktır inancındayım.

toplu taşıma